Hep iki yol olduğunu düşünürüm hayatla ilgili, biri uzun uzun ciddi geceler barındıran, yarının gençlerini çocuklarını mutlu bir geleceğe hazırlamak için elimi taşın altına koyduğum yol. Diğeri, sokaklarda istediğinde kaçabileceğin, dostlarınla sınırsız saat amaçsızca oturduğun, dünya yansa , cehalet kol gezse , insanlar birbirini öldürse sana dokunmadıkları sürece umurunda olmadığı yol.
Benim aslında tercihim net. Ben bu ülkede herkes mutlu olsun, kişisel değerleri "tek başına köşeye dönmek" değil, ülke olarak huzurlu olmak olan gerçekten büyük yürekli insanlarla dolu vatan istiyorum. Öyle ki hırsızsın hırsızlığını vicdanında meşrulaştırmış, bir gün hırsıza oy vermenin onu var etmenin yükünü taşımayacağını düşünen bir toplumla bunu gerçekleştirmek zor. Biz ülke olarak bazı konuları çok yanlış anladık. Sanırım kimse de bize doğruyu göstermedi.
Kahvehane muhabbeti diye bir şey var. "Sadece konuşan , işe yaramayan, birbirini dinlemeyen adamların ahkam kesmesi" bende ki Türkçe karşılığı bu. Günümüzde okuyan yada okumayan insanların tamamen yaptığı bu, koca Gezi olaylarında sırf "bizde oradaydık" diye anlatmaya giden onlarca genç vardı. Ya da bir çobanın verdiği kahvehane manşetlerinin ardından "bu gençler marjinal, terörist" diyen amcalar.
Bazı şeyleri kabul etmek gerekiyor, bizim toplumsal değerlerimiz, ahlakımız , vicdanımız bugün yok. Batılı olmayı yanlış anlamış, Osmanlı'yı yanlış anlamış, Müslümanlğı yanlış anlamış bir toplumla karşı karşıyayız.
Bu kültürlerin hiçbiri ahlaksızlığı, hırsızlığı, başkalarının haklarını gasp etmeyi meşrulaştırmaz. Biz komşuluğu bilen, ülkenin içinde insanlıktan nasibini almış çoğunluğun var olduğu bir ülkeydik. Peki ne oldu, nasıl oldu da
kişisel çıkarlar, PARA bu kadar ele geçirdi bizi. Nasıl kutsal varlığı, "Müslümanlık" dahi rant kavgasına dönüştü, hatta gözüne daha Müslüman göründü diye hırsızlığa vicdanen rahatsız olmadan nasıl destek olundu?
Bugün, 18 Nisan 2014 bütün ciddi sorunların, hayata karşı mücadelelerin, depresyonların ve yalnızlıkların yanında bir şey daha olsun istiyorum ülkemde ; Sevgi! Öyle ilkokul çocuğunun toz pembe dünyasında söylediği gibi değil. İçi huzurla dolu, ülkesi için taş üstüne taş koyan, konuşmaktan çok , insanlarını sevdiği için sorumluluk hisseden bir toplum diliyorum. Sevmekten, sevdiğinizi söylemekten, inanmaktan korkmayın.
Öteki, beriki değil de siz öldürürsünüz Cumhuriyeti, inanmaktan savaşmaktan sevmekten vazgeçerseniz.